Bölgenin tarihinin Tunç devrine kadar indigi anlasılmaktadır. Mucur ve havalisinde bulunan, çok eski dönemlere ait oldugu tesbit edilen magaralar, bu havalinin tarihini de çok eski dönemlere kadar göturme imkanı vermektedir. Bununla birlikte, bu dönem uzerine yapılan yayınların yeterli olmaması bu konuda daha fazla sey söylemeyi zorlastırmaktır. Esasen, Mucur havalisindeki eski yerlesim birimlerinin varlıgı Kirsehir gibi Mucur’un da Hititlerin, Friglerin ve Perslerin hakimiyet sahası içinde yer aldıgını göstermektedir. Anadolu’da Pers hakimiyetini yıkan Buyuk Iskender'den sonra bölge, Kapadokya Krallıgı'nın eline geçmistir. Roma ve Bizans hakimiyetine de sahne olan bu alanın yerli halkı, Arap-Bizans mucadelesi esnasında Anadolu içlerinden daha batı bölgelere çekilmisti .
1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra butun Anadolu sehirleri gibi Mucur ve Kirsehir toprakları da Selçuklu Turklerinin eline geçmistir. Yukarıda belirtildigi uzere, bölgenin az olan nufus yogunlugunun da tesiri ile kısa surede, Kirsehir ve havalisi basta olmak uzere Yozgat, Cankırı, Eskisehir, Corum gibi sehirler yogun Turkmen göçune sahid olmustur. Bu muhaceretin sonucu olarak Turklesen Anadolu’da, XIII. yuzyılda basta Konya olmak uzere Kayseri, Sivas, Amasya, Tokat, Niksar, Erzurum, Ankara ile birlikte Kirsehir’in de bir kultur merkezi oldugu anlasılmaktadır. Oyle ki buralar, Turkçe eserler kaleme alınacak kadar birer kultur muhitleri haline gelmislerdir . XIII. Yuzyılda Anadolu’da halk uzerinde muhim tesiri olan Hacıbektas Veli'nin, herhalde Kirsehir ile Hacıbektas arasında yer alan Mucur ahalisi uzerinde de önemli bir nufÃ?»zu olmalıdır.
Anadolu Selçuklu Devletininin, Kösedagı Savasında Mogollara yenilgisinden sonra Kirsehir ve dolayısıyla Mucur havalisinde Mogol nufÃ?»zunun oldugu gözlenmektedir. Beylikler döneminde ise bu bölgenin çok sık el degistirdigini görmekteyiz. Once Eretnaogullarının eline geçmis, ancak Eretna hukumdarı Mehmet Bey’in ölumunden sonra bölgenin esas halkını teskil eden Mogol ve Turkmen toplulukları arasında mufsitlerin gayreti ile rekabet çıkmıstır. Vuku bulan kanlı ayaklanmalar sonucu bölge halkının -ki bilhassa Kirsehir ve Aksaray ahalisinin- guneybatı Anadolu’ya göç ettigi görulmektedir.
Bu arada Eretna Devletini ele geçiren Kadı Burhaneddin Ahmed, 1389 yılından sonra içinde Mucur’un da bulundugu Orta Anadolu’daki Kirsehiri ele geçirmistir. Bu dönemde Kirsehir havalisi en çok Timurlular, Osmanlılar ve Karamanoguları arasında el degistirmistir. Esasen Karamanogulları rakib gördukleri Osmanlılara karsı Timur ile birlikte hareket etmis ve Ankara savasını muteakib de Timur bu bölgeyi Karamanogulları’na vermistir.
Fetret devrinde Karamanogullarının elinde bulunan Kirsehir ve Mucur havalisi, Celebi Mehmed’in Karamanogullarını maglub etmesi ile Nigde, Aksehir, Beysehir ve sair sehirlerle birlikte Osmanlı Devleti sınırları içine dahil edilmisti. Ancak aralarında barıs saglanınca yeniden Karamanogullarına bırakılmıstır.
XVI. yuzyılda sosyal, mÃ?¢lÃ?® ve diger baskılar nedeni ile Anadolu’nun dogu kesiminden, hususan kırsal alandan, Kayseri ve Kirsehir havalisine göç olmustur. Bu yıllarda Mucur’un Kirsehir’e baglı buyukçe bir köy oldugu görulmektedir.
Anadolu’da asayis daha XVI. yuzyılın ikinci yarısından itibaren bozulmustur. XVII. yuzyıl baslarındaysa artık iyice aleniyet kesb eden CelalÃ?® hadiseleri ne yazık ki orta Anadolu’da da yogun olarak yasanmıstır. Ankara Ser’iyye Sicilinden, Mustafa Akdag’ın naklettigi “ ...Kirsehir ve Hacı Bektas kadılıklarında olan hasların bir kaç sene vilayet fetret olmagla umera ve nuzzardan kimesne zaptı için varılmak muyesser olmamagla...” kaydına bakılırsa, o yıllarda Kirsehir sancagı kazası Hacıbektas’a baglı bir köy olan Mucur da devletin idareden el çekecek kadar uzerine gidemedigi CelalÃ?® isyanlarının yogun olarak yasandıgı bir mekan olarak görulmektedir. XVII. yuzyılda çapulculara karsı buyuk köylerin çevresine hendek açıldıgı ya da toprak duvarlar yapıldıgı oluyordu ki, bu yolla korunan köylere idarÃ?® dilde “palanga” denmekteydi. XVII. yuzyıl basında Kirsehir valisinin bir tek seferde (içinde muhtemelen Mucur’un da bulundugu) 100 palanga kapattıgı söylenmektedir. Esasen XVII. yuzyıl basında Anadolu’da belli baslı CelalÃ?® reislerinden oldugu anlasılan Meymun, Kirsehir havalisinde faaliyet göstermekteydi. Kardesi Ahmed’in ölumuyle maiyetindeki altı-yedibin sekban ile birlikte Kalenderogluna iltihak ederken, Kuyucu Murat Pasa tarafından SarkÃ?® Kara Hisar yakınlarında baskın yapılarak maglup ve kısmen imha edilmislerse de bir kısmı kaçmayı basarabilmistir. Bu bölge XVII. yuzyıl ortalarında da CelalÃ?® eskiyasının merkezi olmaya devam etmistir. Sipahi zorbalarından Gurcu Nebi, tasra memuriyetlerinden topladıgı servetle Nigde’de mutegallibelige baslamıstı. Ancak bir mudet sonra Kirsehir sancak beyi Ishak Bey tarafından gÃ?¢fil avlanarak kesik bası Istanbul’a gönderilmistir. XVIII. ve XIX. yuzyıllarda Mucur’un ve bölgenin daha ne gibi siyasi faaliyetlere tesne oldugu hakkında fazlaca bir malumatımız olmamakla birlikte, bu yuzyıllarda Mucur’un biraz daha buyuyerek kaza merkezi olduguna dair bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler arastırmamızın idarÃ?® kısımda verilecektir
Mili Mucadele döneminde hiç kuskusuz vatanın kurtulus meselesine duyarsız kalmayan Mucur ahalisini, 22 aralık 1919 tarihinde Kayseri uzerinden Ankara’ya gitmekte olan Mustafa Kemal Pasa ziyaret etmislerdir.
Copyright © KIRSEHiR.gen.tr Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2002-09-13 (1007 Okuma)